25 Mayıs 2026
Kalbin Bildiği Sır
Bazı eşyalar vardır; kumaştan, iplikten, desenden ibaret değildir.
İnsanın bir dönemini, bir yolunu, bir kokuyu, bir ateş başını taşır içinde.
Benim de çok sevdiğim bir kamp buff’ım vardı. Askeri desenliydi. Öyle sıradan bir eşya gibi değil, sakınarak kullandığım, kaybolmasın diye dikkat ettiğim bir şeydi. Kargaçayırı kampında, bir anlık dalgınlıkla ateşe düştü. Yandı. Üzüldüm ama sustum. Bazı kayıplar küçük görünür; yine de insanın içinde bir yere dokunur.
Aylar geçti.
Bugün şehitliği ziyarete gittim. Abim ve eniştem orada yatıyor. Abim polis şehidi, eniştem asker şehidi. Önce abimin başında Yasin okudum. Sonra eniştemin mezarına geçtim. Onunla aramızda hep ayrı bir sevgi vardı. Ben onu çok severdim, o da beni. İyi kalpli, temiz yürekli bir insandı.
Mezar taşını okşarken gözüm bir şeye takıldı.
Taşın üzerinde, özenle katlanmış bir buff duruyordu.
Elime aldığımda içimden bir şey geçti.
Çünkü o buff, aylar önce ateşte yanan buff’ımın tıpa tıp aynısıydı.
Aynı desen.
Aynı renk.
Aynı his.
Etrafıma baktım. Kırka yakın asker şehit mezarı vardı. “Acaba hepsine mi bırakmışlar?” diye düşündüm. Tek tek göz gezdirdim. Hayır. Sadece onun mezarında vardı.
O an insanın aklı açıklama arıyor ama kalbi çoktan cevabı biliyor.
Aldım. Öptüm. Başıma koydum. Sonra cebime koyup eve getirdim.
Şimdi ben bu yüce sırra nasıl inanmayayım?
Bazı şeyler tesadüf gibi görünür.
Ama insan bilir.
Bazen sevdiklerimiz, gittikleri yerden de bizi görür.
Bazen bir eşya geri dönmez; bir işaret olarak gelir.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder